1990’larda internetin yaygınlaşmasıyla yavaş yavaş hayatımıza giren online flört (date) kavramı, covid-19 pandemisiyle iyiden iyiye online’a geçen gündelik rutinlerimize eklenerek ilişkilenme şekillerimizi de değiştirerek yaygınlaştı. Hal bu olunca milyonlarca dolarlık bir endüstri haline dönüşen online date uygulamalarının psikolojimiz üzerindeki etkileri de popüler araştırma konularından biri haline geldi.
Flört (dating) uygulamalarının bu kadar tercih edilir olmasında ulaşılabilirlik, anonimlik ve erişilebilirlik 3 önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bir araştırmaya göre eşleşen insanların sadece %10’u yüz yüze görüşse de uygulama kullanım davranışının sürdürülmesinde fantezi, çeşitlilik ve aralıklı ödül kavramlarıyla karşılaşıyoruz. Yani eşleştiğiniz kişiyle ilgili kurduğunuz hayallerin hep olumlu kurgusuyla arzulanabilir olduğuna inanmak, pek çok farklı seçeneğe sahip olmak ve aralıklarla ortaya çıkan ödül yani eşleşme. Kumar makineleri ve online oyunlarının aksine, uygulamaların aslında sizi uygulamada tutacak bir algoritmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü zaten doğaları gereği eşleşmelerle aralıklı ödül sağlarlar. Beğenerek sağa kaydırdığınız birisi sizi geri kaydırabilir ve kaydıran bu kişi, kim bilir belki de “o kişi” olabilir. Eşleşmeler anında sosyal tatmin ve öz değerin doğrulanmasını sağlarken sizi uygulamada daha fazla vakit geçirmeye itebilir. Bir partner bulduktan sonra bile yoğun flört uygulaması kullanıcılarının flört uygulaması kullanımını bırakmakta zorlanmaları da yine bununla açıklanabilir. Ancak bu durumda amaç bağ kuracak birilerini aramaktan çok ne kadar çok eşleşmeye ulaşacağınıza dair bir slot machine’e dönüşebilir. Öyle ya herkes bu kadar yalnızlıktan şikayetçi bir şekilde bu uygulamaları kullanırken buluşma ve buradan kurulan ilişkinin sürdürüldüğüne dair duyumlarımız neden bu kadar az?
Birçok seçeneğin olmasının bizim için iyi bir eşleşme bulmayı kolaylaştıracağını düşünüyoruz. Ancak, çok fazla seçenek arasından seçim yapmak, yaptığımız seçimlerden daha az memnun olmamıza neden olduğunu gösteren araştırmalar var. Dahası, daha büyük havuzdan seçim yapan kişilerin fikirlerini değiştirme ve bir hafta içinde farklı bir partner seçme olasılığı daha yüksek bulgulanıyor. Araştırmacılar, daha fazla sayıda seçeneğe sahip olmanın, tek bir kişiye bağlanmayı isteme olasılığımızı düşürdüğünü öne sürüyor. Çünkü hali hazırda seçtiğiniz kişiden başka sizin için çok daha iyi partnerlerin mevcut olduğu algısını da beraberinde getiriyor. Bu seçim paradoksu, henüz seçmediğimiz kişilerle, “ya olsaydı”yı odağımıza koyuyor. “Ya orada biraz daha kalsaydım? Belki daha iyi biriyle tanışırdım.”. Hem flört sitelerinde sınırsız seçeneklere sahip olma algısı hem de bir ekranın arkasında flört etmenin güvenliği, reddetmeyi daha az duygusal bir karar haline getiriyor. Araştırmacılar, insanların daha fazla seçenek olduğunda daha fazla potansiyel partneri reddetme eğiliminde olduklarını gösteriyor.
Online olmayan, fiziksel bir yoldan tanıştığımızda, koku, sözel olmayan davranışlar ve ses gibi faktörler de dahil olmak üzere birbirimiz hakkında çok çeşitli bilgileri çok hızlı bir şekilde bilinçdışı da olsa alırız. Oysa flört uygulamaları aracılığıyla tanıştığınızda, potansiyel partnerinize dair bilgi bir ad, konum ve profile seçici şekilde eklenmiş birkaç özellikle kısıtlıdır. Ancak biliyoruz ki beynimiz ayrıntılı bilginin yokluğunda, eksik bilgileri olumlu beklentilerle değiştirme eğilimindedir. Bununla birlikte, online flörtte eş zamanlı olmayan iletişim ve seçici şekilde kendini sunma o kişiye dair daha aldatıcı temsillerin oluşmasına da zemin hazırlıyor. Yapılan bir araştırmayla eşleşmelerin %50’sinin genellikle yanıt vermediği, bunun da yalnızlığa ve görmezden gelinme hissine neden olabileceği bulundu. Yine başka bir çalışmada, öz saygı açısından erkek Tinder kullanıcıları, olmayanlara göre önemli ölçüde daha düşük puan aldı. Çünkü uygulamanın seçeneklerinizi arttırması aslında potansiyel reddedilme hacmini eskiden olduğundan çok daha fazla kılıyordu.
Uzun süre flört uygulaması kullanımının sonucunda tükenmişliği doğururken, pek çok buluşmaya gitmiş olmanıza rağmen “o” kişiyi bulamamış olmak, “artık kimseye bir şey hissedemiyor musunuz”, yoksa “bu onlardan mı kaynaklıydı” sorularını ortaya çıkarır. Flört artık heyecan verici bir şey olmaktan ziyade tam bir angaryaya dönüşür. Fiziksel görünüşün sunumunu diğer tüm özelliklerinizden öne koyarken yaptığınıza ve amacınıza yabancılaşabilir; insanlara duygusal ve değerli varlıklar olarak davranmayı bırakabilirsiniz. Bu durumda buluşmalar son dakikada iptal olur hatta ghostlar (bkz ghosting: konuştuğunuz kişinin hiçbir açıklama yapmadan ortadan kaybolması) ya da ghostlanabilirsiniz. Araştırmalarla biliyoruz ki insanların çevrimiçi ortamda yüz yüze olduklarından farklı davranmaktadırlar ve bu da pek çok olumsuz ilişkilenme deneyiminin de zeminini hazırlar.
Öte yandan araştırmalar, online başlayan ilişkilerin kalitesinin, online olmayan bir yolla başlayanlardan temelde farklı olmadığını buldu. Flört uygulamalarıyla ilgili yapılan araştırmaların sonuçları çok yönlüdür ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Yoğun hayatlar süren, sosyalleşmek için zamanı olmayan kişiler flört uygulamaları sayesinde olası partner ya da arkadaşları daha kolay bulabilirler. İşinizi, derslerinizi, uzaktaki arkadaşlarınızla ilişkilerinizi online olarak sürdürürken neden partnerinizi de bu yolla bulamayasınız ki. Belki de önemli olan flört uygulaması kullanım amacınızı yeniden hatırlamak, buluşmalardan yorulduysanız bir süre ara vermek, karşınızdaki kişinin duygusal bir varlık olduğunu unutmamak ve çok fazla kaydırma yaptıysanız derin bir nefes alıp telefonunuzu bir süre bir kenara bırakıp kendinize odaklanmaktan ibarettir.
